Efgan Babacan, otelcilik, yönetim, geometri, toplumsal analiz ve güncel meseleler üzerine eserler kaleme alan araştırmacı bir yazardır. Çeşitli sektörlerdeki profesyonel birikimini teolojik, estetik ve yönetsel disiplinlerle harmanlayarak edebiyat ve inceleme dünyasına özgün katkılar sunmaktadır.

 

Yayınlanmış eserleri arasında yönetim kılavuzlarından estetik teoloji manifestolarına, mikro ölçekli toplumsal değişim modellerinden güncel kriz analizlerine kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yer almaktadır.

 

Yazarın Kendi Kaleminden

 

1963 yılında doğmuşum. (Doğdum değil çünkü hatırlamıyorum.) İlk hatırladıklarım Lise eğitimim sırasında kütüphanelerin en büyük keşfim olduğudur. Ders kitaplarının çekilmez sıkıcılığını, bazen okul saatlerinden de kırarak, hafifletmeye çalıştığımı da hatırlıyorum. Bir gün genç bir kütüphane müdavimi beni, doğumumdan 21 yıl önce (1942) Fransız işbirlikçileri yardımıyla Nazilerce katledilen, Georges Politzer ile tanıştırdı. Felsefenin Temel İlkeleri’ni 1978 yazında, kutsal bir emaneti saklar gibi, gizlice okuduğumu hatırlıyorum. 1980 yılının eylül ayında o kitabımın, diğer onlarca kitabım gibi, babam tarafından sobada yakıldığını annemden öğrendim. Çok üzüldüğüm hâlâ aklımda

 

Erzincan Sıkıyönetim Mahkemelerinde binlerce darbe mağduru arasında 2005’te mülga edilen TCK.141-142. maddelerden yargılandım. Babamın önemli bir bürokrat olması ve çok sayıda general tanıması kısa zamanda beraat etmemi sağladı. Buna sevindiğimi hiç hatırlamıyorum…

 

1982 yılında iki yıl gecikmeli başladığım üniversite hayatımı sanki kayıp yıllardan intikam alırcasına 4 yılda tamamladım. 15 yıl bankacılık 5 yıl turizm kariyerimden sonra, gençken yıkmaya çalıştığım için yargılandığım sınıfa dahil olarak, yani kendi işlerimi kurarak “patron” oldum. Öyle ya; Uğur Mumcu’nun dediği gibi; “solcunun dönmüşü makbüldür.“ Ama Pierre-Joseph Proudhon’un mülkiyet konusunda söyledikleriyle hâlâ aynı fikirdeyim. Ayrıca Marx’ın ekonomi pratik olarak insan bencilliğine yenildiğini kabul edebilirim ancak Felsefe Tarihine derin katkılarının sürmeye devam ettiği konusunda algımı değiştirecek bir okumaya rastlamadığımı da hatırladıklarım arasında saymam gerekiyor.

 

Rotaryenler CV’mi isteyince aklıma hayatımın genetif (possessive) halinin müfredatını aktarmak geldi. Onur duyduğum başarılarım; felsefe okumalarım ve bunun benim hayatımı şekillendirmeleridir. Sonunda felsefenin değer bulduğu çalışmalarım ise hatırladığım en iyi vakadır. Tüm olaylara farklı pencereden bakmaya çalışmak edindiğim en önemli terbiyedir.

Hakkımızda